26 Haziran 2014 Perşembe

Uzun Bir Ara Ve Yine Ben

Buraya yazmayı çook özlemişim. Ve, üşengeçliğim kesinlikle özlemedi. Yaz tatilini, dondurmayı, havuzu da özlemişim. Açıkçası okul varken her şeyi özlemişim. Ama bitti ve bu yaz mükemmel olacak. Benim mükemmelden anlayışım evde pijamayla oturup dizi izlemek ve aquaparka gitmek olsa da. Ama yine de bu kış sosyal olarak yoğundum. Instagram'dan tut Facebook'a aklınıza ne geliyorsa kaydoldum. Ayrıca Facebook Role Play hesaplarım da var. Onlara bakamıyorum bile. Evet, çok boş işler. Biliyorum. İnsan sıkılınca bunları yapıyor. Zaten bu yüzden, notlarım bayağı düştü. Ama yine de diğer kışlardan farklıydı. Aile baskısı bir üst seviyeye çıkmış olsa bile, sınıf ilişkilerim çok iyiydi. Şimdi "Bu kız mal mı? Daha geçen yazısında o kızla kavga ettiler." diyorsunuzdur. Açıkçası, doğru. Ama hey, onunla küstükten sonra -tekrar barıştığımı hafızamdan siliyorum- ciddi ciddi herkesle konuşmaya başladım. O da yetmedi, gittim sınıfın asosyal ressam çocuğunu da delirttim. Artık asosyellikten çok dubble sosyal olmuş gibi. Artık okuldan konuşmasam olur mu? Olmuyor ki. Özledim. Ama o malla küstüğümüz iyi oldu, sonuçta daha sosyal oldum. Başka bir deyişle bütün erkeklerle kanka oldum, ama kızlarla olmaktan çok iyi. Siz siz olun birkaç kız "dostunuz" dışında hep erkek "arkadaşınız" olsun. Ya inşallah, inşallah, inşallah bu yaz güzel geçer. Bir de farkettim ki, bu kış çok değişmişim. Yaşadığım saçma olaylarla alakası var mı bilmiyorum, ama değiştiğimi hissediyorum. Arkadaşlarıma da hissettiriyorum ve memnun değiller gibi görünüyor. Daha soğukmuşum sanal arkadaşlarıma karşı. Ama klasik emojiler dışında saçmasapan ve çocuksu emojiler uydurmak, her çevrimdışı olacağım zaman kalpler koyup konuştuğum kişiyi sevdiğimi söylemek gerçekten saçma geliyor. Eskiden bayağı duygusalmışım. Ya da şimdi soğuk davranıyorum, bilmiyorum. Ama sanal olmayan arkadaşlarımla her şey daha kolay. Zaten son yaşanan olaylar ele alınırsa başından beri arkadaşım olanlar kaldı, okuldaki "kız" arkadaşlarımla ilişkimi kestim. Başından beri arkadaşım olanlar derken, bir tane on üç yıllık, bir tane on bir yıllık ve bir tane dört yıllık. Sonradan arkadaşım olanlarla neden ilişkimi kesiyorsam? Bir tane de iki yıllık var, ama pek sık konuştuğumuz söylenemez. Yine de bana karşı hep iyiydi. Bu yazıyı da neden yazıyorsam? Aradan çıkıversin dedim. Yazı yazmak demişken, günlük aldım. Maymun iştahlılığıma yenilip bir tane daha. Her günlüğün başında kendimi tanıtma gibi bir takıntım var. Yeni günlüğümde son iki yıl yaşadığım olayların hepsini yazdım. Yazarken kötü oldum ama. Sinirlerim bozuldu. Üzüldüğümden değil, kızgınlığım da "biraz" geçti ama sanki iki yıl boşuna geçmiş gibi. Berbat bir his, tavsiye etmem. Yazarak her şeyi baştan yaşadım biraz da sanki. Şu takıntımı yensem iyi olacak. Ha, bir de diş teli taktım. Daha üstteki takıldı. Zaten bir yıl bunun işkencesini çektim. İlk taktırmaya gittiğimizde kararsızdık çünkü ön dişlerim çok az önde, çok az. Ama arka dişlerim -en arkadakiler- çıkmadığı için takılamazmış. Sırf onlar çıksın diye dört saatlik bir ameliyata girdim. Ağzıma on beş iğne de cabası. Yetişkinler bile bu acıya dayanamıyormuş, aman çok rahatladım. Çünkü o gün yeni yıldı. On bir yıllık arkadaşıma yatılıya kalacaktım, kalamadım. Asıl işkence oydu benim için. Okulda da şişmiş yanağımı kapatmak için saçımı yandan ayırıyordum. Resmen cadı gibi olmuştum, haftalar sonra indi o şişlik. Hala bu süreç devam ediyor ama üst dişlerim için tel takıldı. İlk çok sevinçliydim ama takıldıktan sonra o beş gün işkenceydi. Hiçbir şey yiyemedim, anca çorba içebildim. Şimdi alıştım ama alt dişlere de takılacak ve daha zorluymuş diyorlar. O anda ipler koptu bende. Ama şöyle ki, o ameliyata ve sonrası sürecine dayandıysam buna da dayanırım. Temizliği çok zor, çok. Nasıl dayandım ve acıyı unuttum bilmiyorum ama sanırım ileride mükemmel dişlerim olacağı umuduydu dayanmamı sağlayan. Küçücük umutlar hep bana yardımcı oldular zaten hayatımda, umut denen şeyi pek sevmesem de. Ama bazen ne kadar mükemmel olabilir ki diyorum? Yarım santim falan öndeler herhalde, amaaan neyse. Bu konu çok uzadı. Ama parmaklarım konu kadar uzun değil -dürüst olmak gerekirse bayağı uzunlar-, çok yoruldum. Sonra yazarım. Muhtemelen. 

Öptüm.

6 yorum:

  1. asosyal ressam çocuk bora mı (: 13 yıllık arkadaş olarak burdan aileme selam yolluyorum :) :)
    Lan dfgfdsdf saçınla kapatman sdfggfd choq seqsiydn..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bora? Hayır ama baş harfini tutturdun asfdasf
      Ve evet, Blogger'da bir tek sana random gülüyorum.
      Selamların alınmıştır.

      Sil
  2. ben de yeni bloglar arıyordum :) seni buldum.
    bende de tel var,dediğin gibi ciddi anlamda temizliği çok zor.Yediğin şeylerin yarısını tellerin arasındaki boşluklara giriyor.Ohhh her yemekten sonra mecbur temizliyorsun.Ama senin tel takılması felan baya uğraştırıcı ve acı vericiymiş.Ama dayan çok güzel dişlerin olucak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. A-aa, seni hatırlıyorum!
      Evet ya, çok zor. İnşallah güzel olur.

      Sil
  3. Hoşgeldiin :)
    Ben de blog listesi şeyciğinden yeni yazılara bakarken senin adını gördüm şaşırdım bir, ya ben ya sen girmediğinden en son tee geçen yaz görmüştüm yazılarını :)
    Erkek dostlar kızlardan daha mantıklı oluyor ama yine de kız arkadaş grubu gibisi yok ya bence :)
    Ya şimdi ben de diş teli takacağımdan senin yazdıklarını okuyunca bir korktum ama aynı zamanda rahatladım, demek ki katlanılabilir bir şey :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduuk :)
      Hemen takibe alıyorum. Ya evet, geçen yaz bir üşengeçlik, bir üşengeçlik sorma. Hiçbir şey yapamadım.
      Yok ya, erkek arkadaş grubu iyi bence. Yani kızlarla "grup" olunca en az biri dışlanıyor. Onun yerine birbiriyle alakasız kız dostlar seçiyorum, erkeğin grubu iyi.
      İlk beş gün ağrıyor bayağı, ama sonra alışıyorsun. Sonuç da mükemmel oluyor, diş telini çıkardığın gün beyazlatıyorlarmış zaten.

      Sil